
Bu akşam değerli dostum meslektaşım Taceddin beye davetliyiz. Taceddin bey Antalya Gündoğmuş’tan, aynı yıllarda mesleğe başladık, ama kurs dönemi ve yurt dışı eğitimi dışında fazla görüşme imkanımız olmadı. Mesleğin ilerleyen yıllarında memleketine yakın bir yerde idame-i hayat ediyor. Taceddin beyin okumaya, kitaba ve kültüre ilgisini gıyaben biliyordum. Ama bir dergi editörlüğü yaptığını, ayna anda 7-8 kitabı takip edecek derecede iyi bir okuyucu olduğunu buraya gelince öğrendik. Küçük bir ilçe halk kütüphanesine muadil ev kütüphanesini görmek ise bu akşama nasip oldu.
Şahsi Kütaphenin bir kısmı (toplamın 1/4’ü) Taceddin bey, aylık 400-500 lira hala kitaba harcamaya devam ediyor, çocuklara harçlık verirken konusu kitap olan harcamada limit koymuyor. İftar öncesi mevcut kitapları inceleyerek işe başladık. İki duvarı tamamen kaplayan kitaplık Siirtte 16 yıl önce özel olarak imal ettirilmiş ve taşınılan her yere götürülmüş. Kitapların ev taşımada nasıl bir eziyet unsuru olduğundu taşınananlara ve ev hanımlarına sormak lazım, tabii dili olsaydı bir de kitaplara.
Ankara’da bir büyüğümüz emekli oluncaya kadar biriktirdiği binlerce kitaba kayamadığı için kitapların rahatı için bir daire tutmuş, emeklilik sonrası günlerini bu özel kütüphane diyebileceğimiz yerde geçiriyor.
Taceddin beyden Trabzonlu bir kitap dostunun iki katlı bir ev satın alarak alt katı küçük bir misafirhane yapıp, gelen araştırmacılara anahtarı vererek, ücretsiz olarak hem konaklama hem kitap okuma hizmeti sunduğunu öğreniyorum.
Meşhur tarihçi Yılmaz Öztuna’nın mirasçılarının yeterli ilgiyi göstermemesi nedeniyle, asırlık kitap müktesebatının haraç mezat sahaflarca kapışıldığını da duymuştum.
Bilgi çağında kitapların akıbeti, sohbetin bir başka konusuysa, son üç aydır binlerce kitap ve dosyayı bulut ortamına aktarmış birisi olarak, elbette tavsiyelerim olacaktı. Evet, bir kitabı mobil uygulama ile birkaç dakika içinde ve dünyanın her yerinden ulaşmak e-kütüphanenin tartışmasız en önemli avantajı. Ama sarı kağıtların kokusunu alarak, sayfalar arasına notlar koyarak ilerlemek ve elbette nostalji yaşamak ise en önemli avantajı.
Taceddin beyin kütüphanesine kısa bir matematik hesap nazarıyla baktığımızda yaklaşık 4000 kitap gözüküyor, ayrıca bir miktar kitapda Konyada bulunuyor. Yani yaklaşık 5000 kitap.
Aklıma yine bir başka kitap dostu Abdullah Korkmaz kardeşim geldi. Abdullahla Taceddinin çok ortak yanları var. Ancak, Abdullah daha çok sahaflardan topladığı tarihi kitaplar yönüyle ön plana çıkıyor. Yine bir Ramazanda onun evine de misafir olmuş ve oradaki gizli hazineyi keşfetmiştim. Ancak iş yoğunluğu nedeniyle kitabilikten ziyade şifahilik üzerine bina edilmiş bir meslek mensubunun kitapla bu kadar haşır neşir olması beni hem takdire hem de bu insanlara saygıya sevk ediyor.
Taceddin bey, kitapların dünyasında lise yıllarından bu yana haşır neşir olan birisi olarak, özellikle sosyoloji, tarih, iktisat, siyaset bilimi, kamu yönetimi, ilahiyat konusunda rahatlıkla konuşacak bir birikime sahip, bu birikimi bencilce kendisine münhasır da tutmamış, bir taraftan edebiyat ve kültür ağırlıkla dergilere katkı yaparken, bir yandan da bir yandan da isteyen ilim talipleriyle müktesebatını paylaşıyor.
Osmanlı tarihinde, yazar-valiler, şair kaymakamlar, günlük ve anı yazan paşalar sıradan bir hadise iken maalesef günümüzde yöneticilik ve yazarlık üstelik ikisi bir aynı anda nadirattan bir olay.Lise edebiyat hocam “Kaydedilmeyenler kaybedilmiş sayılır” derdi. Hem merkezde hem taşrada çalışan bir gözlemci olarak, yazmamakla en fazla kaybedenin mülki amirler olduğunu düşünüyorum. Mesleğin iç düzenlemeleri gereği genç yıllardan itibaren 7 bölge ve 5 gelişmişlik kriterinde illeri dolaşmak zorunda. Yani Anadolu halk labaratuarının laborantı gibi hem olayları hem insanları mesleği gereği izlemek ve gözlemlemek zorunda. Meslek gereği zaten hayatın tabii akışı içinde görülen ve gözlemlenen hadiselerin yazıldığı takdirde, gelecek nesillere ne büyük bir hazine bırakılacağını bir düşünün. Hakkari’den Edirne’ye kadar, yaşayan kamu yönetimi, yaşayan kültür, yaşayan sevinçler ve üzüntüler bir uzman kaleminden analiz edilse ve kağıda dökülse, tek başına siyaset bilimcilerin, kalkınma stratejistlerinin ve bir ortak gelecek tasavvuru olan herhangi bir vatandaşın ilgi duyacağı ciddi eserler ortaya çıkacaktır.
Sohbetin teravihten sonraki ikinci bölümü daha soyut, daha felsefi alanlara kaydı ve sahurla iftarı iltisak ettirdikten sonra bu güzel geceyi hatırat denizinin dalgaları içine terk ederek güzel dostuma ve oğlu Hasan’a elveda dedik.

Taceddin Beyin Kütüphanesinin bir rafı
Vivamus sagittis lacus vel augue laoreet rutrum faucibus dolor auctor. Cras justo odio, dapibus ac facilisis in, egestas eget quam. Fusce dapibus, tellus ac cursus commodo, tortor mauris condimentum nibh, ut fermentum massa justo sit amet risus. Duis mollis, est non commodo luctus, nisi erat porttitor ligula, eget lacinia odio sem nec elit. Maecenas faucibus mollis interdum. Integer posuere erat a ante venenatis dapibus posuere velit aliquet.
Etiam porta sem malesuada magna mollis euismod. Donec sed odio dui. Curabitur blandit tempus porttitor. Cras mattis consectetur purus sit amet fermentum. Aenean eu leo quam. Pellentesque ornare sem lacinia quam venenatis vestibulum. Morbi leo risus, porta ac consectetur ac, vestibulum at eros.